15/5/2008 · Kategori: yemek

ÇİKOLATALI KÜPLER

Malzemeler:

 

Keki için:

 

Üç yumurta

Bir su bardağı yoğurt

Bir su bardağı sıvıyağ

Bir su bardağı toz şeker

Bir paket kabartma tozu

Bir paket vanilya

Bir paket kakao

Yarım bardak ezilmiş ceviz ya da fındık

Yeterince un

 

Sosu için:

 

Bir paket kakaolu puding

İki buçuk su bardağı süt

Bir yemek kaşığı margarin

 

Yapılışı:

 

  Keki yeterince unla çırpılır.Yağlanmış tepsiye dökülerek 170 derecede pişirilir.Soğuduktan sonra iki üç santimlik dilimler halinde kesilir.

  Başka bir tencerede puding sütle pişirilir.Altı kapatılarak margarin eklenir ve karıştırılarak erimesi sağlanır.Küp şeklinde kesilmiş keklerin üzerlerine teker teker dökülür.Hindistan cevizi ile süsleyerek servis yapılır.Afiyet olsun...

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

15/5/2008 · Kategori: Siirlerim

KUMSALDA

Denizdeki yakamozları seyrettim dün akşam,

Gün batımında…

Kızaran ufka doğru ilerleyen bir gemi vardı  yakamozların arasında …

Zaman geçti, yakamozlar göğe savruldu sanki,

Yıldız oldular teker teker,

Kalbimin her atımında…

 

Ertesi gün kumsaldaki kuma dokundum,

Sıcacıktı…

Yüreğimi ısıttı sanki kumların sıcaklığı…

Gözlerim o muhteşem deryaya daldı,

Derya engindi fakat, farkındaydım,

Dünyanın ömrü kısacıktı…

 

Kumsalın hemen dibinde bir ulu çınar vardı,

Heybetli…

Güneşin eşliğinde denize gölgesi vuruyordu…

Denizde bitmeyen bir mahzunluk vardı,

Mahzunluk çınarın gölgesinde mışıl mışıl  uyuyordu…

 

Denizin enginliği geçer elbette biliyordum,

Kumsal  da soğur, güneş söndüğünde…

Gün gelir de bir gün o ulu çınar,

Kıyametin şiddetiyle yere indiğinde,

Mahzunlar da kavuşurlar birer birer,

Mahşerin dinginliğinde…

 

(Nilüfer DEMİR)

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/5/2008 · Kategori: yemek

KAKAOLU KEK

Malzemeler:

 

Üç yumurta

Bir su bardağı yoğurt

Bir buçuk su bardağı toz şeker

Bir su bardağı sıvıyağ

Bir paket kakao

Bir paket kabartma tozu

Bir paket vanilya

Yeterince un

 

Yapılışı:

 

  Kakao hariç tüm malzemeler yeterince unla bir çırpıcı yardımıyla kek kıvamında çırpılır.Hamurun yarısı yağlanmış fırın tepsisine dökülür.Diğer yarısına kakao eklenerek iyice karıştırılır.Tepsideki hamurun üstüne dökülür.Bıçakla çizgiler halinde hafifçe karıştırılır.170 derecelik fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.Soğuyunca dilimlenerek servis yapılır.Afiyet olsun...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/5/2008 · Kategori: Siirlerim

GEL EY RESULÜM

Nur cemalini murad etsem,Veysel Karani misali,

Gülün peşindeki bülbülün derdiyle düşsem peşine …

Gül yüzünle şenlense, düşlerim…

Güneşten ak benzinle, dirilse şu kapkara gönlüm,

Senin sevginle ancak kurtulur,seninle ancak biter bu pervasız zulüm…

Burada senin aşkınla yanan bir beşer var, ey sevgili resulüm!…

 

Şu dünya hiç bu kadar muhtaç olmadı merhametine,

Senin tükenmez nuruna, doyulmaz muhabbetine…

Hiç bu kadar aramadı seni…

Çünkü dünya hiç bu kadar olmadı, sevgiden yoksun…

Biliyorum sen olsaydın, rahmet kurtarırdı, müslimi,

Kimi cemalinle düzelirdi, kimi tatlı dilinle…

Gel de kurtar şimdi kutlu varlık, hepimizi ,

O nura batmış, o pak, mübarek elinle…

 

(Nilüfer DEMİR)

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/5/2008 · Kategori: yemek

ÇİKOLATALI KURABİYE

Malzemeler:

 

Bir adet yumuşamış margarin

Bir adet kabartma tozu

Bir adet vanilya

Bir yemek kaşığı yoğurt

Bir çay bardağı pudra şekeri

Bir yumurtanın akı

Yeterince un

 

İçi için:

 

Çokokrem

 

Yapılışı:

 

  Malzemeler yeterince unla karıştırılarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılır.Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak içine bir çay kaşığı Çokokrem konularak kapatılır, yuvarlatılarak yağlanmış tepsiye dizilir.Hamur bitene kadar aynı işlem tekrarlanır.170 derecelik fırında üzeri kızarana dek pişirilir, Soğuyunca istenirse üzerine pudra şekeri serpilerek servis yapılır.Afiyet olsun…

:

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/5/2008 · Kategori: guncel

ŞANLIURFA’NIN SOKAKLARI

Şanlıurfa’nın her bir sokağında farklı duygular ve hisler yaşarsınız…Bu şehir insana her sokağında farklı duygular yaşatabilen nadir şehirlerden biridir…Ben de Şanlıurfa’nın her sokağına girişimde bu farklı duyguları yaşadım…

   Balıklı göl sahasına girdiğinizde gölden gelen o balık kokusunu, Hz İbrahim ve burada bir zamanlar yaşamış başka peygamberlerin verdiği o ulvi duyguyu yaşarsınız…Gölün yanındaki kapalı çarşıya girdiğinizde, aktarlardan gelen keskin baharat kokusunu alırsınız…Kapalı çarşıdan çıktığınızda türlü türlü tarihi yapının arasına düşerek zamanda kısa bir yolculuk yaparsınız…Çarşıdaki o kalabalığı gezerken yöresel ağızları duyarak, kendinizi bir başka alemde hissedersiniz…Kalabalıktan çıkıp şehir içi toplu taşıma araçlarından birine bindiğinizde, yapacağınız kısa şehir turu, size unutamayacağınız anlar yaşatır…Önce yurdun hemen her şehrinde karşılaşabileceğiniz alışveriş dükkanlarının önünden geçersiniz, sonra belki de en modern şehirleri aratmayacak modernlikte bir şehir merkezinden yani Bahçelievler semtinden geçersiniz…Bindiğiniz araç bu şehrin kenar mahallelerinden biri olan Eyyübiye’den geçiyorsa, bu mahalleden gelen keskin küf kokusu, yöresel kıyafette insanlar, yolun her tarafında oynayan çocuklarla karşılaşırsınız…Tekrar araca binip üniversite yönüne giderseniz, önce kavşak noktasında yükselen Abide ile karşılaşırsınız…Abide’nin yanında yükselen devasa bir Türk bayrağı insanın milli duygularını coşturuverir birden bire…Sonra eğitim merkezlerinden birinden Harran üniversitesinin kapısının önünden geçirir sizi bu araç…Sağa döndüğünüzde sakin bir cadde ile karşılaşırsınız…Bu cadde Vali konağı caddesidir…Bu caddede ilerlerken, Abdülkadir Karahan kütüphanesinin önünden geçersiniz…Bu kütüphanenin yanında, ünlü Kasaptaşı parkı, nam-ı diğer, Fatih Sultan Mehmet parkı vardır…Bu park sıcak Urfa günlerinde ve gecelerinde serinleyebileceğiniz nadir yerlerden biridir yöre halkı için…Yolun devamı şehrin çıkışındaki Karaköprü semtidir…Bu semt yeni ve geniş dairelerin bulunduğu binaların yapıldığı bir semttir…

   Şanlıurfa şehri herkesin görüp gezmesi gereken bir kültür hazinesidir bence…Tavsiye ediyorum…

 

(Nilüfer DEMİR)

 

  

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

12/5/2008 · Kategori: Siirlerim

MUTLULUK ŞARKISI

Çocuk olsam, uzansam sereserpe kırlara,

Unutsam tüm dertleri kederleri...

Gökyüzünde yıldız olsam ara sıra,

Uçabilsem uzayın sonsuzluğunda...

 

Çiçek olsam, renklerim alacalı bulacalı,

Çiçeğin üstünde benek olsam...

Tabiatın en güzel nefesiyle,

Koksam buram buram...

 

Sabah olsam, güneşi her gün sabırla bekleyen,

Güneş olsam, karanlığı aydınlığa çeviren...

Irmak olsam, suyu dupduru,

Yaş olsam gözlerin pınarlarında, ama kupkuru...

 

Saat olsam, hep mutlulukları gösteren,

Gün olsam, geceden yoksun...

Ay olsam, gezegen olsam,

Samanyolu olsam, gökyüzünü kaplayan...

 

Barış olsam, savaşı tanımayan,

Karlara hasret kış olsam, ...

Sonbahar olsam, yaprakları dökülmeyen,

Şarkı olsam, şakımaktan sıkılmayan...

 

(Nilüfer DEMİR)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

12/5/2008 · Kategori: yemek

TUZLU KEK

Malzemeler:

 

Bir su bardağı yoğurt

İki yumurta

Bir paket kabartma tozu

Bir tatlı kaşığı kırmızı pul biber

Bir tatlı kaşığı tuz

Bir çay bardağı lor peyniri

Bir çay bardağı sıvıyağ

Yeterince un

 

Yapılışı:

 

   Yukarıdaki malzemeler yeterince unla karıştırılır.Kek kıvamında bir hamur elde edilir.Yağlanmış tepsiye dökülür.170 derecelik fırında üzeri kızarana dek pişirilir.Soğuyunca dilimlenerek servis yapılır.Afiyet olsun...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

12/5/2008 · Kategori: Siirlerim

GÜNEŞE ÇAĞRI

 

Güneş hala ısınmadı yeteri kadar,

Yaz gelmedi hala buraya...

Keşke yaz artık gelse diyorum,

Üşüyen kemiklerimi ısıtsa diyorum...

 

Yazın sıcağı burnumda tütüyor,

Işıldayan güneş nerede kaldın?...

Isınan toprak ne güzel olur,

Cıvıldayan kuşlar neredesiniz?...

 

Sıcacık yazın sıcak insanları,

Ya sizler nerelerdesiniz?...

Havalar ısınınca gelirmiş kuşlar,

Siz de mi kuşların peşindesiniz?...

 

Gökyüzü aydınlıkken güzeldir,

Hava sıcakken güzel...

İnsan gülünce güzeldir,

Güneş parlarken güzel ....

 

Ey hayatın kaynağı güneş,

Bekliyorum, haydi ışığınla gel...

Gel de, ışıldasın üşüyen yüreğim,

Işıldayan sıcacık yüreğinle gel...

 

(Nilüfer DEMİR)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

12/5/2008 · Kategori: guncel

KÜTAHYA'NIN PINARLARI

 

 

    Kütahya'ya geldiğimde ilk dikkatimi çeken, her köşe başında hiç durmadan akan çeşmeleriydi...O kadar çok çeşme vardı ki Kütahya'da, sanki şehri su basacak sanırdınız...Akan suları gördüğümde, onları kapatma isteği duydum...Bu isteğimin sebebi, belki de o sıralarda Türkiye genelinde çekilen su sıkıntısı idi...O zamanlar o kadar çok su sıkıntısı vardı ki, su tararrufu için yurt genelinde kampanyalar başlatılmıştı...Her yer susuzluktan kırılırken burada akıp giden sulara kıyamamıştım...Elimden gelse de bu suları toplayıp susuz şehirlere götürebilsem diye düşünmüştüm...

   Kütahya'da hala sular akıp duruyor...Bu beni ilk geldiğim gün kadar almasa da yine de rahatsız ediyor...Keşke Kütahya'nın tüm sokak çeşmelerine birer musluk takılsa da, sular gerektiğinde kullanılsa...Kalan sular depo edilebilse...Böylece birgün kuraklık buraya da geldiğinde, yararlanabileceğimiz suyu elimizin altında bulabilsek...Çünkü susuzluk gerçekten dayanılır gibi değil...Çünkü biliyorum ki, dünyada bozulup giden düzen, kuraklığa neden oluyor...Bu da şimdi elimizde bol bulunan bazı şeylerin bir gün elimizden çıkıp gitmesine neden olacak sanıyorum...Elimizdekilerin değerini kaybetmeden bilelim...Çok geç olmadan....

 

(Nilüfer DEMİR)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »